“FELAKETE YOLCULUK” – 12×03 İNCELEMESİ

Published On 10 Şubat 2020 | By İrem Duygu Doğan | İncelemeler, Son Haberler

Öncelikle incelemelerim bu kadar geç yayınlandığı için özür dilerim, benden kaynaklanan bir durum olmadığını bilmenizi isterim.

Chibnall’ın dizinin başına geldi geleli yaptığı tek tük iyi şeylerden biri, şu yeni sezonda jenerikten önce gösterilen sahnelere geri dönüş yapmasıydı. Ama o da maalesef sadece iki bölüm sürdü. O yüzden moralim baya bozuk. Ne olurdu devam etselerdi şuna? Gerçi, “Bırakılması ve bırakılmaması gereken çok şey var, sen sadece buna mı taktın?” diyebilirsiniz, haklısınız. Ne yapayım, hepsine ayrı ayrı sinir olmaktansa içlerinden birini seçip ona sinir oluyorum ben de işte.

Bölümün başında Graham’ın TARDIS’in kahve makinesinin yanında ücretsiz tatil kazanılan kuponları biriktirmiş olduğunu görüyoruz. Kuponlar birleşince bir tür ışınlanma alanı oluşturuyor ve bizim ekip otele ışınlanıyor. Bu sahneyi jenerikten önce gösterebilirlerdi mesela, neyse. Ekibi Hyph3n adında bir… maskot karşılıyor. Bu arkadaşın uzaylı olup olmadığından hiç emin olamadım. Yani, bana kalsa harçılığını çıkarmak için arkasına kuyruk takıp ağzına kedi bıyığı çizen bir öğrenci bile olabilir, o kadar amatör görünüyor. Eğer kedi görünümünde bir uzaylıysa da özür dilerim, ama 15 yıl öncesinin kedi görünümlü uzaylılarını da biliyoruz şimdi kendimizi kandırmayalım. Her neyse, yol arkadaşları ücretsiz tatil kazanmalarının vehametiyle farklı yerlere dağılıp Doktor’u yalnız bırakıyorlar. Bölüm başında Doktor’un moralinin bozuk olduğunu bildiklerini söyledikleri halde hem de. Çok samimi birer dost, çok iyi bir aile olmuşlar cidden.

Graham 3 saat orada 3 saat burada oturup kokteyl içerken, Yaz havuz başında çok tatlı yaşlı bir çiftle, Ryan da en az kendisi kadar suratsız bir kız olan Bella tanışıyor. Ryan, Bella ile sohbet etmeye çalışırken otele bir saldırı oluyor ve bu olay misafirleri endişelendirmemek için tatbikat olarak gösteriliyor. Ama Ryan “Tatbikatta silahlı adamın işi ne?” diye sorup zekasını konuşturuyor ve Bella ile birlikte adamın peşine takılıyorlar. Doktor da bu arada Ryan’ın sinir sistemini az kalsın silecek olan Hopper virüsünü şikayet etmek için uzaylı kedi karışımı arkadaşı çamaşır odasına girerken yakalıyor. Böylece çamaşır odasının aslında bir çamaşır odasından fazlası olduğunu öğreniyoruz. Otele sızan yaratıklar da boş durmuyor ve misafirleri birer birer avlıyor.

Yol arkadaşları Doktor’un “Bu bir tatbitak değil” mesajını duyunca tanıştıkları misafirleri de alıp çamaşır odasına gidiyor. Geriden gelen Benni, Vilmasının şapkasını düşürdüğünü görünce almak için hamle yapıyor ama yaratıklar onu kaçırıyor. Ryan ve Bella, Benni amcadan şanslı çıkıyorlar, çünkü Doktor’un onardığı iyonik sistem devreye giriyor ve kurtuluyorlar. Sadece onlar özelinde değil, tüm otel saldırıdan kurtulmuş oluyor. Ve otelin artık yaşanabilir olmayan bir gezegende kurulmuş olduğunu, saldıranların da gezegende yaşayan bir avuç Dreg olduğunu öğreniyoruz.

Bennisinin kaçırıldığını anlayan Vilma’nın yardım çığlıklarına Doktor kayıtsız kalamıyor, herkes oksijen tüplerini takıp otelin dışına çıkıyor. Tabii Doktor da bazı sorularının cevabını istiyor Kane’den. Otelin kurulduğu gezegenin Orphan türünde bir gezegen olduğu ortaya çıkıyor. Ayrıcalıklı sınıf, nükleer savaş sonrası gezegenden kaçmış, kalanlar da yeni ortama adapte olup Dreg isminde birer yaratığa dönüşmüş.

Yaşanan kazadan sonra yollarına yürüyerek devam etme kararı alan ekip, Vilma’nın “BENNI! BENNIII!” çığlıklarını susturamıyor. Dolayısıyla etrafları aniden Dreglerle sarılıyor. “Allahınız varsa verirsiniz şu kadının Bennisini, cani Dregler! Kadıncağız harap oldu, harap.” diyerek izledim yemin ederim(!). Vilma cidden o kadar tatlıydı ki, o tatlılığı bazen sinir bozucu oldu maalesef. Hemen tanka geri dönen ekip tünellere ilerleme konusunda anlaşırken Benni’nin sesini duyuyoruz. 45 yılı aşkındır beraber olduğu Vilmasına evlenme teklif ediyor Benni amca, sonra da kendisini öldürmelerini istiyor. Tünele gitmek için tanktan çıkarken, Hyph3n’a veda ediyoruz. Güle güle, harçlığını çıkarmak için kendisini kedi kılığına sokmaya gayret göstermiş öğrenci kardeş, güle güle. Doktor bu ölümden zerre etkilenmiyor. Belki de diğerlerini hayatta tutmayı seçtiği içindir? Ekip tünelde ilerlerken, -şahsen gıcık kaptığım- Bella’nın olayının ne olduğu ortaya çıkıyor. Meğer Bella Kane’in kızıymış, Kane onu yıllar önce terk ettiği için oteli patlatmaya ve bir nevi intikam almaya gelmiş. Kane ise oteli biricik kızı Trixabelle için yapmış meğer. Ama Bella, hani o zor durumda, yaratıkların arasında böyle bir şeye gerek var mıydı? Silah çekmeler, “O benim annem” demeler falan? Zaman az, yaratıklar peşinizde, oksijen tükeniyor. Mantıklı bir insan intikamını başka bir güne ertelerdi sanki. Maalesef Bella ertelemiyor. Tam peşinden gelen Dreg’in saldırısına uğrayacakken Ryan engelliyor ve ikili otele ışınlanıyor.

Geride kalanlar ise tünelde ilerlemeye devam ediyor. Doktor tünelin duvarlarında Rusça bir yazı görüyor ve bu tünelin aslında Rusya’da yani Dünya’da olduğunu anlıyoruz. Orphan 55 aslında Dünyaymış. Bunu Doktor’un anlaması için binbir türlü seçenek varken, yazarımız Rusça yazı görüp anlamasını yeterli bulmuş. Yani, isteyen istediğini düşünebilir ama ben tüm galaksiyi ezbere bilen Doktor’un Orphan 55’in Dünya olduğunu anlayamamasını pek kabul edemedim. Aslında Dünya’da olduklarını anlayıp afallayan Graham ve Yaz, Benni’yi kaybeden ve artık yaşamak için bir nedeni kalmayan Vilma’nın kendini feda edişiyle iyice sarsılıyor.

Oksijeni biten Doktor ise son çare olarak Dreglerden birine yaklaşıyor ve umduğu şey gerçek oluyor, oksijeni doluyor. Hazır uyuyan bir Dreg bulmuşken hafızasını da yokluyor. Dünya’nın -nükleer felaket de dahil- başına gelmeyenin kalmadığını görüyoruz.

Kane, Doktor’u kurtarıp Dreglerle savaşmaya gidiyor. Doktor onu da durdurmadığı gibi, az önce ölen Vilma da umrunda olmuyor. “Neyse, sanırım bunlar da kalanları yaşatmaya odaklandığı için olan şeyler” deyip, devam ediyorum.

Kalanlar otele ulaşıp kendilerini çamaşır odasına doluşuyor. Doktor otelin beceriksiz tamircisinden odayı kilitlemesini istese de tamirci beceriksiz olduğundan yapamıyor. Oğlu sayesinde bu işte uzun zaman kalabilmiş olan tamirci, oğlunun yardım etme çabasını artık oğlu tarafından ezilmeye takati kalmadığı için reddediyor. Oğlu haksızlığa uğradığı için odadan çıkıp herkesi odaya hapsediyor. Doktor’un göz ucuyla bakması bile tüm bunları anlaması için yeterdi. Yine de Doktor bu babayla oğlunun arasındaki ilişkiyi çözemiyor ve dolayısıyla yaratıkların sardığı otelde çocuk bir başına kalıyor. Oysa Doktor’un “Bir sus da çocuk yardım etsin” lafıyla her şey çözülürdü. Ama demiyor, dolayısıyla sırf bölümü doldurmak için çekilmiş 5-10 dklık çocuğu kurtarma-yaratığı hapsetme-çocuğun babaya kavuşması-ışınlanma alanını çocuğun tamir etmesi sahnelerini izliyoruz.

Ryan ve Yaz, Bella’nın bombasını yaratıkların geldiği noktaya koyup patlatıyor. Bella, ışınlanması gereken insan sayısının aşıldığını görünce, yaratıklarla savaşmak için geride kalıyor. Bu sırada annesi de geliyor ve anne kızın arasındaki buz eriyiveriyor. Madem bu kadar çabuk geçecek bir kin tutmuştun, ne diye oteli bombalamaya gittin? Konuşsanız, sarılsanız düzelecekmiş her şey. Neyse, Doktor bu anne kızın onlarca Dreg’e karşı savaşmasını da umursamıyor. Çünkü hedefi muhtemelen yol arkadaşlarını hayatta tutmaktı, görevini yerine getirmiş oldu yani. Bella ile Kane’i kurtarmaya gerek var canım, aman. Onlar başlarının çaresine bakar, değil mi? Öyle düşünmüş olacak ki, Bella ile Kane’i kurtarmak için TARDIS’in atlayıp da gitmiyor.

Ekip TARDIS’e ışınlanınca herkesin yüzünden düşen bin parça oluyor haliyle… Ryan belki de ilk aşkı olan Bella’nın onlarca Dreg tarafından öldürüldüğünü düşünüp kahroluyor. Yaz muhtelemen hala Benni ile Vilma’yı düşünüyor, Graham ise “Bir daha bedavaymış diye hiçbir şeye atlamam.” diye yeminler ediyor… Doktor ise “Başardık” diyor. Evet, başardınız. Artık neyi başardıysanız, bilmiyorum.

Bölüm, Doktor’un bize uyarılarıyla son buluyor. Sanırım bölümün sevdiğim tek yanı Doktor’un bu uyarıları oldu. Orphan 55’in “başka bir Dünya” olması hiçbir şeyi değiştirmiyor sonuçta. Aynı şeylerin bizim başımıza gelmeyeceğini kim söyleyebilir? Doktor’un konuşması diğer bedenlerinin konuşmalarına kıyasla iyi sayılamayacak bile olsa, Doktor tiradına aç kalmış bünyemi mutlu etti diyerek incelememi bitiriyorum.

Umarım keyifle okumuşsunuzdur, önümüzdeki bölümde görüşmek üzere.

Like this Article? Share it!

About The Author

22 yaşındayım. Diziyle 2010'da tanıştım. 2014'te düzenli olarak izlemeye başladım ve o zamandan beri hayranıyım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir