“Gerçek mi? Rüya mı?” – 5×7 İncelemesi

Published On 9 Ocak 2020 | By Emir Rifaioğlu | İncelemeler

Rüyalar aleminde bir Lord! Bizimkiler bu kez nasıl hapı yutacak, nasıl kurtuluşu görecekler ya da bir kurtuluş olacak mı? Bu soruların cevaplarını ve benim bölüm incelememi okumak için lütfen okumaya devam edin.

Her şeyden önce mükemmel bir bölümdü. Toby Jones sadece döktürmekle kalmamış, nasıl Rüya Lordu olunur diye tarih yazmış bölümde.

Başlıyoruz…

İlk sahnemiz Amy ve Rory’nin bir köyde mutlu mesut yaşadığını ve Amy‘nin nasıl da bir gezegen yuttuğunu gösteriyor. Amy‘nin karnı şiş, çünkü hamile.

Doktor ekibi bırakmış, her yerde dolaşmış, maceradan maceraya atlamış ve yıllar sonra geri dönmüş… Sanıyoruz ama aslı öyle değil. Aslında bizimkiler bir rüyanın etkisindeler. Kuş sesleri zırt pırt müdahil olup Tardis ve Dünya arasında gidip gelmelerine sebep oluyor. Bölüm kötümüz de var; iki tane. Rüya Lordu ve Aknodinler.

Bu arada Rory at kuyruğu yapmış. Tam bir eski İngiliz çiftçisi, adamın tipinde var. Bizimkileri bu duruma sokan kim? Rüya Lordu. Rüya Lordu bir de başımıza birilerini bela etti: Aknodinler‘i.

 

Rüya Lordu ekibimize nasıl dadandı?

Karass don Slava’nın mum çayırlıklarından gelen bir parça psişik polenden dolayısıyla. Bir parçası böyle yapıyorsa, çayırlığın içine girince coşuyoruz herhalde.
Bu polenlerden TARDIS‘in  zaman motoruna düştüğü için bizimkileri mahvediyor.

Rüya Lordu kim, nasıl oluştu?

Rüya Lordu bizim Doktor’un ta kendisi. Psişik Polen, bir zihin paraziti. Kişinin içindeki en karanlık şeyden beslenir. Odada bulunan en karanlık kişi Doktor olduğundan dolayı, onun bilincinden oluşan Rüya Lordu herkese kan kusturuyor.

Sanırım Amy’den neden ‘Doktor mu, Rory mi?’ gibi zor bir soruya cevap istemesini mantıklı buldunuz bu bilgiden sonra. Çünkü kim ne derse desin, olaylar çok garip ilerliyordu. Biz de masum masum ‘sadece mutlu oldular’ diye düşünüyorduk.

 

Rüya Lordu’nun asıl hedefi neden Amy peki?

Çünkü TARDIS’te, Rüya Lordu‘nun tabiriyle, “Amy’nin Erkekleri” savaşı var. Amy hangi evreni seçerse onun sözünü dinleyeceklerdi ve kabus bitecekti.

Sonuç olarak, bir önceki incelemede eleştirdiğim ‘herkese yürüyen Amy‘ portresini bir kenara atıp, sonunda ‘aşık ve kimi istediğini bilen bir Amy‘ ortaya çıkıyor. Rory’nin Aknodinler tarafından öldürülmesi ile kırılma noktasını yaşayıp, savaşmaya başlıyor.

Kim bu ağzından göz çıkaran Aknodinler?

Aknodinler insanları konak olarak kullanıp, onları fiziksel açıdan güçlendiren bir uzaylı yaratık. Onca kişinin yaşlılıktan ölemeyip, kalça kırıklarının da hızla iyileşmesinin sebebi de bu.

Aknodinler yeşilimsi bir duman çıkartıp, karşıdaki insanı toza çevirerek öldürebilen bir tür. Rory‘yi bu dumanla öldürdükleri için tehlikeli ve nefret edilen tür sınıfına giriyorlar. Hem de koşa koşa giriyorlar.

Doktorun rolü ne oldu?

Doktor bu bölüm daha çok kendisiyle kapıştığı için, etkisiz elemandı benim gözümde. Sürekli kendi yeterlkiliğüini sorgulaması da cabası oldu. KEndini sorgulaması bir noktaya dek hoş bir şey. Fakat fazla ilerlemesi yüzünden Amy’nin düğünü yalan olabilirdi. Bu kadarına katlanamazdım.

Bölümün ENleri:

Doktor’un Amy’i görünce “Gezegen yutmuşsun!” demesi ve akabinde hamile olduğunuöğrenmesi. MUHTEŞEMDİ!

TARDIS‘in öldüğünü görmek içimi acıtmıştı. Bu “sözde” rüyadan uyanan Doktor‘un TARDIS‘i havaya uçurması ve Rüya Lordu‘nun TARDIS‘i yanan yıldıza doğru sürüklemesi de gerçekten şahaneydi.

Demek ki neymiş? TARDIS bile çaresiz kalabiliyormuş. Gerçi Efendi onu Paradoks Makinesi’ne çevirdiğinde daha kötü bir durumdaydık ama olsun (The  Sound of Drums).

Doktor‘u bir çoğumuz fazla uzaylı biliyorduk. Ancak insan olmaya çalışması komikti. Zamanın ne kadar yavaş aktığını fark ettiğinde bizden ve yaşantımızdan sıkılacağı gerçeğine kafasının ayması da eğlenceliydi. Tabi bir gün yine insan olmaya karar verip, bir okulda John Smith adında öğretmenlik yapabilir de! (Human Nature)

 

Değerlendirmem:

Hep söylüyorum, yine söyleyeceğim. Doctor Who şu noktada senaryo açısından doygunluğa ulaştı. Kimseyi olay örgüsünden kopartmayarak, sonuna dek aksiyonu takip ettirebiliyor. Duyguları bize resmen birebir hissettiriyor.

Oyunculuklar: 10/10
Senaryo: 10/10
Karakterler: 10/10

Ben bölümü çok sevdim arkadaşlar, siz ne düşünüyorsunuz?

Gallifrey’den Sevgilerle!

Like this Article? Share it!

About The Author

19 yaşında kendi halinde bir Whovian İstanbul Ticaret Üniversitesinde Uluslararası Ticaret eğitimi alıyorum ve sizinle burada olmaktan memnunum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir