“TARDIS BANG BANG VE DALEKLER BUM!” – 5×3 İncelemesi

Published On 21 Kasım 2019 | By Emir Rifaioğlu | İncelemeler

Winston Churcill, İngiltere!
Dalekler, daha çok Dalekler!
Yine Winston Churcill, purosu!
İngiltere, savaş!
Doktor, Amy ve mükemmel TARDIS!!

Hadi 5×3 incelemesine başlayalım…

!!

SPOILER İÇERİR

Bölümümüzün ilk sahnesi Churcill ile başlıyor savaşta köşeye sıkışan başbakan Gizli Asker projesini devreye sokuyor, akabinde Doktor‘un Londra‘ya inmesi ve başbakanın onu savaş sahasına götürmesi ile olaylar yavaşça çözülüyor. Gizli Askerler aslında Dalekler, tabi bizimkiler Dalekler olduğunu bilmeyip onlara ‘Edwin Bracewell’in Demir Askerleri‘ diyor.

Doktor ateş açılımını ilk gördüğü anda, yüzünün ne kadar dehşete kapılmış olduğunu hepimiz pekala gördük. Sonuçta; Zaman Savaşı, Dünya’nın Çalınması, Soykırımlar, İkiz Kuleler … Klasik Seri olaylarını saymıyorum bile! Hepsi Dalekler‘in elinin altından çıktı. Ben olsam soykırımın kralını yapar, bütün zaman boyunca takip edip son metal parçasına kadar zaman girdabında yok ederdim.

Burada dikkat etmemiz gereken bir diğer nokta ise; Amy’nin Dalekler‘i hatırlayamıyor olması. Hatırlamayı bırakın, var olduklarını bile bilmiyor. Onu da geçtim, kızın Dünya’nın çalındığından haberi yok, çünkü unutmuş.

Bu büyük ihtimalle duvar gördüğümüz çatlak ile alakalıdır.

Moffat’ın sevdiğim bir yönü; Doktor‘un Edwin ile konuşmasındaki senaryo akıcılığı.

Doktor içeriye girer ve olayları anlamaya çalışır. Son Zaman Lordu‘nun bütün öfkesi ve Dalekler‘e duyduğu nefret mükemmel şekilde her versiyonda farklı cümlelerle açıklanır. Dalekler ortalığın içinden geçmeye başlar ama bu sahnede farklı bir şey vardır. Bu sahnede bir acı vardır, bu sahnede artık sona gelen bir bıkkınlık vardır. Ya da bizim deyimimizle ‘Burama kadar geldi!‘ serzenişi vardır.

Doktor, Dalek’e saldırır! Bütün nefreti, öfkesi, acısı, kaybedişi, utancıyla birlikte…  Belki de ispat istedi ya da Davros’un ima ettiği gibi oldu. Utandığı için geriye bakamadı.

Sahneye dönecek olursak:

Doktor, Dalek’e hırçın bir şekilde saldırdıktan sonra –tabi ki etrafında ki kimsenin ne söylediğini umursamıyor– işin iç yüzünü anladığımız o cümle zikrediliyor Çaycı Dalek tarafından ‘Tanıklık Gözden Geçiriliyor‘ …

Bu olayın ardından Dalekler gemide Yaratıcı‘yı aktif hale getirip Yeni Dalek Irkı için hazırlıklara başlıyorlar. Doktor, TARDIS’e atlayıp yüksek hızla Dalek Gemisi‘ne giderkene içeri giriyor. Ve başlıyor herkesin ifadesini almaya.

Tabi Dalekler, Doktor‘u yok etmeye kalkıyor –yine- ama Doktor bir çözüm buluyor. Ve sonra neden geldiniz, ne ettiniz faslı çıkıyor. Ardından Doktor asıl soruyu soruyor;

‘Neden benim tanıklığıma ihtiyaç duydunuz?’

Zurnanın zırt dediği yere geliyoruz bu soruyla.

Dalekler son karşılaşmadan sonra çok fazla yara aldıkları için ve tekrar yükselmek için zaman kazanmaya çalışışıyor.  Prof. Bracewell’i yaratıyorlar ve başka birinin geçmişini kendisinin üstüne yazıp onu Yaratıcı konumuna getiriyorlar. Doktor gelip de ‘Ben Doktorum, siz de Daleklersiniz!‘ dediği zaman, gemideki Yaratıcı‘ya tanıklık gidiyor ve süreç başlamış oluyor. Çünkü geçirdikleri değişimler ve tadilatlardan dolayı makine onları Dalek olarak sınıflandırmıyor. Çünkü saf ırk üyesi değiller. DNA’larında insan izi var.

Ne Diyorlar, So Far So Good

Buraya kadar çok mantıklı herşey.Çünkü son karşılaşmadan hatırlasanız. Meta-Kriz 10 bütün Dalekler‘i yok etmişti. Bunlar da aradan sıvışıp geçmişe zaman yolculuğu yaptılar. Dertleri ne? Geleceğe atlayıp yine dünyayı ele geçirmek. Ve daha sonra Dalek olmayan her şeyi öldürmek. Klişe…

Dalekler‘in neden pislik olduğunu –kesinlikle hayranım ama onlara- size tek örnekle izlediğimiz sahneden anlatayım;

İngiltere ve Almanya savaş halinde. Hitler, Yahudi olan herkesi öldürüp Saf Alman Irkı‘nı oluşturmak istiyordu. Aynı dönemde, Dalekleryeni olanlar– gelişmiş Dalek Irkı oldukları için melez Dalekler’i öldürüp saf olanları kabul ediyorlar.

Uzay’ın Hitler’i olan Dalekler, Dünya İngilteresi’nde, Dünya Hitleri’nin uçaklarını patlattı. Ne kadar trajikomik aslında.

Bölüme ve sahneye dönecek olursak

Doktor, Dalekler‘i nihai şekilde yok etmeye çalışırken Dalekler İngiltere’nin bütün ışıklarını gemideki anten yardımıyla açıyor. Ve böylece kıyamet kopuyor. Almanya İngiltere’ye karşı saldırılarını şiddetle arttırıyor. Churchill ekibi ne yaparız diye düşünürken Bayan Pond o güzel fikri veriyor; Dalekler gibi düşünmek ve Dalek teknolojisinin yarattığı adamı kullanmak. Bracewell’i.

Doktor anteni yok edemediği için aşağıdan bir saldırı gerektiriyor. Bu yüzden Bracewell, Yerçekimi Baloncuğu‘nu kullanarak Danny Boy ve ekibini uzaya Dalek Gemisi‘ne saldırı yapmak için yolluyorlar. Tabi takdir edersiniz ki bütün ekip ölüyor ama Danny Boy, Savaş Kahramanı olarak, anteni yok ediyor.

Doktor‘un yardımıyla tabi ki. Çünkü Doktor yardım etmezse bir şey yapabileceğimiz yok. Peki neden? Çünkü onlar Dalek, döverler bizi.

Sona Yaklaşırken…

Dalekler‘in anteni yok olduktan sonra Doktor, TARDIS’in içinde Dalekler‘i yok etmeye hazırlanıyor. Renkli Dalek, Doktor‘a Bracewell’in aslında Dalekler tarafından içine Bilinçsizlik Süreklisi konulmuş bir bomba olduğunu söylüyor. Doktor‘un –hepimiz bildiği gibi– Dünya’yı seçeceğini bildiğinden dolayı kaçmak için fırsatı bulup vın ediyorlar.

Doktor tekrar Dünya’ya iniyor ve Bracewell’e bomba olduğunu anlatıyor ve göğüs kafesini açıyor.

Bombayı durdurabilecek herhangi bir teknik olmadığı için Profesör’e insan olduğunu hatırlatmaya çalışıyorlar. Doktor, her ne kadar ailesinden bahsetse de bu pek bir işe yaramıyor. Tam öldük yok olacağız derken Amy aşktan bahsetmeye çalışıyor.

Profesör imkansız aşkı Dorabella‘yı anlatmaya başladıktan sonra yavaş yavaş insan olduğunu kabulleniyor. Ardından bombayı etkisiz hale getiriyor.
Tabi Doktor hemen kalkıp gemiyi yok etmeye giderken, Profesör çoktan kaçtıklarını haber veriyor.

Bölüm genel hatlarıyla çok güzel ve aksiyonun hiç düşmediği dinamik bir senaryoya sahipti. Bol göndermeler içeren ve geçmişi yâd eden konuşmalar içinde hiç sırıtmayan bir bölüm vardı. Sonuç olarak Matt Smith‘in oyunculuğu efsaneydi. Moffat‘ın ise kalemi.

Siz bölüm hakkında ne düşünüyorsunuz?

Like this Article? Share it!

About The Author

19 yaşında kendi halinde bir Whovian İstanbul Ticaret Üniversitesinde Uluslararası Ticaret eğitimi alıyorum ve sizinle burada olmaktan memnunum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir