Tim-Shaw? – Doctor Who 11×01 İncelemesi

Published On 15 Ekim 2018 | By Emir Rifaioğlu | İncelemeler

 Gözümüzün nuru Doctor Who uzun bir aradan sonra aramıza döndü. Ben de bu yazıda düşüncelerimi anlatacağım size. Ama bölümlere ayıra ayıra anlatacağım.

*** SPOİLER BÖLGESİ ***

1- Graham, Grace ve Ryan İlişkisi

Grace ve Ryan’ı Nene ve Torun rolünde gördük. Ryan babasına karşı 19 yaşında olup da kendisi ile ilgilenmemesi sebebiyle bir kızgınlık besliyor. Bu yüzden hayatının en büyük değeri olarak Nenesini örnek alarak bugünlere gelmiş bir karakter. Ve dyspraxic hastalığından muzdarip dizinin ilk dakikalarında ninesi ile birlikte bisiklet sürmeye çalışıp, bu hastalığı atlatmaya çalışıyordu. Bence bu benim için bir artıydı. Dizide Donna döneminden beri doğru düzgün bir aile havası görememiştik. İnsanların hayatında Doktor‘dan önce nasıl bir dinamik olduğunu işlemesini gösterdi bize Chibnall. Graham ikilinin hayatına sonradan girmiş, kanser hastalığını atlatmış/atlatmaya çalışan bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Ryan’nın kendisine ‘Büyükbaba’ demesini arzu eden bir otobüs şoförü. Anlaşılan bu 3 yıllık birliktelik hala Ryan ile aralarında ki buzu kırmaya yetmemiş.

Yaklaşıyor Yaklaşmakta Olan

Gelelim asıl konuya. Grace’nin öleceğini metro sahnesinden anlamıştım ben açıkçası. Gerek Tim-Shaw’ın (Doktor‘un tabiriyle) yolladığı öncü birlik olan biyo-tek yaratığımıza karşı ‘sen kimsin‘ dercesine yakınlaşması bir çoğumuzun ‘bu gider yakında, fazla durmaz‘ demesine sebep olmuştur. Çünkü halihazırda ekip belliydi. Grace ölmeseydi, ekibe kesin dahil olurdu. Çok cesur ve güçlü bir kadındı. İnsanlar için zaten hemşire olarak bir şey yaparken bunun yeterli olmadığını düşünüyordu. Hep daha fazla hizmet ve yardım etmek istiyordu.

Graham dizinin başından sonuna kadar, bence, geri planda durmak isteyen bir karakterdi. Metro olayı sırasında sürekli ‘geri çekil‘ demesi, herkes uzaylının peşinde koşarken en geride kalması ve herkesi şantiyeden dışarı çıkarttıktan sonra kendisinin de gitmeye çalışması gibi nedenlerden dolayı diyorum. Bölüm boyunca ‘Neden seni yol arkadaşı olarak seçtiler Graham?‘ diye sordum kendi kendime. Sonra o klişe sahne geldi; cenaze sahnesi.

Cenaze İle İlgili Olarak:

Gerçekten ters köşe olduğum tek bölüm, Ryan’ın video kaydıydı. Video kaydını izlerken, gerçekten YouTube’ye girmişim de, o videoyu izlemişim ve ardından cenazede bulunmuşum gibi hissettim. Çünkü kabul edelim, bir çoğumuz o videonun Doktor’a atıf olarak çekildiğini sandık. Sanki olayları en baştan geri dönüş olarak izleyecekmişiz gibi hissettik. En azından bana, bütün sezonu izledikten sonra Ryan’ın ayrılacağı an “İşte Doktorla maceralarım böyle başladı ve sonuna geldim.’’ diyebilir gibi geldi. Graham ise,gerçekten yüreğe dokunan ve bize insancıl duyguların ne olduğunu gösteren aşkı temsil ediyordu.

2- Yasmin Khan (Polis Memuru)

Yaz, basit park tartışmalarına giden bir polisten ziyade, gerçekten farklı bir şeyler isteyen bir karakter olarak çıktı. Kavga eden hanımlardan sonra konuştuğu kişiye “Ben artık park kavgalarından daha tuhaf vakalar istiyorum.” dedikten kısa süre sonra Ryan’nın yanına gidip bulduğu taşıma kapsülünü inceliyor. Ryan ile ilkokuldan tanışıklığı olduğu ortaya çıkan Yaz, Ryan’a “Tamam bunu kaldır sen git şakaydı, güzeldi.” dedi. Ardından Ryan’ın itirazlarına rağmen kapsüle dokunup TARDIS’e gireceğini belli ediyor. Yasmin ,karakter olarak bize pek gösterilmedi ama maceracı ve meraklı olduğu kesin. İleride kendisini daha çok tanıyacağımıza eminim.

3- Tim-Shaw ve Biyo-Tek

Tim Shaw uzun zamandan sonra gördüğümün yeni yaratıklarımızdan biri. Kısaca bahsedecek olursak: Dünya’yı bir av alanına çevirmiş ırkıyla birlikte durup durup yarışmalar düzenleyorlar. İnsanları ,sanki bir malmış gibi, damgalayıp avlıyorlar. Daha öncesinde de gerçekleşmiş bir durum bu hatta. Ama Doktor durumu yeni fark ediyor ve hemen müdahale ediyor. Tim-Shaw güç için hile yapabilen bir karakter olarak işlenmiş. Açıkçası ben alıştım artık. Zaten hile hurda yapmak için herkes Dünya’ya geliyor. Bu da yetmezmiş gibi öldürdüğü kişilerin dişlerini yüzüne geçirip “Bu benim zaferim!’’ diye ortalıkta dolanıyor. Sade bir yaratıktı bence. Gelir gelmez, tipik bir şekilde, açılış kurbanları olarak 2-3 kişiyi öldürdü ve sonra süresini tamamlayarak aramızdan ayrıldı.

4- VE DOKTOR!

Doktor bildiğimiz gibiydi.Bam diye birden olaya dalıp herkesin ‘Kim bu?‘ bakışları altında olayı çözmeye çalıştı. Hatta rejenerasyon sonrası afallama yaşadı. Duruma kısa süreli bir müdahalede bulundu ve sonradan ben bu işi çözerim diye peşinden koşmaya devam etti. Bölüm sonunda da hiç kimsenin kullanmaktan çekinmediği düşünceyi bize yansıtmayı ihmal etmedi; Biraz daha kalsaydım sizi özlerdim.

Ya bir dur, sen tek başına gezmeyi sevdiğini söyleyip sonra yanına yol arkadaşı alınca evreni fethedeeden yaşlı birisin. Tamam birilerini kaybettin, evet. Ama bence artık vazgeç yahu…

Yazarlar! Şu repliği bir siliverin olmuyor artık. Koskoca Zaman Lordu tükürdüğünü yalıyor kaç yıldır. Ben yalnız olmayı seviyorum deyip sonra veriyorsunuz bir yol arkadaşı alışıyor ona. Sonra gidince de üzülüyor. Doktor rejenerasyon sonrasında yeni bedenine alışma sürecini rahat geçirmeye çalışıyor. Ayrıca uyuma sahnesinde o efsanevi rejenerasyon enerjisi sahnesini bir kere daha gördük. Ki ben o sahneleri çok seviyorum. Bir rahatlama geliyor böyle. Bence Doktor yeni yüzüyle yeni maceralara eksiksiz bir şekilde devam edecek.

Jodie desen bizi kırmayacak. Gerek konuşması, gerek mimikleri ile gerçekten bir Zaman Lordu havasında diye düşünüyorum. Karaktere oturmuş yani, bütünleşmiş ağır kalmamış.

NİHAİ KARAR! 

Bölüm çok sadeydi, yeni karakterler dışında pek bir değişiklik göremedim. Açıkçası çok fazla sinematografi yapılmış. Farklı hava katayım derken, kısım kısım tempo düşmelerine neden olmuş. Ben yer yer bu sinemasal hareketlere sinir oldum. Senaryo konusunda tek kelime edemem, çok iyiydi. Sırıtan bir iki bariz replik dışında iyiydi ama sezonun ilk bölümü için sönük kalan bir senaryoydu. Ben “I’m The Doctor” dediği yerde heyecanlanıp da “söyledi, söylüyor, söyledi, oleeeeey” diyemedim. Bu beni üzüyor.

Benim fikirlerim bunlar, sizler ne düşünüyorsunuz?

Like this Article? Share it!

About The Author

19 yaşında kendi halinde bir Whovian İstanbul Ticaret Üniversitesinde Uluslararası Ticaret eğitimi alıyorum ve sizinle burada olmaktan memnunum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir