“BİR UZAY MACERASI” – 11×05 İNCELEMESİ

Published On 6 Kasım 2018 | By İrem Duygu Doğan | İncelemeler

Bu bölümle birlikte, sezonu resmen yarılamış bulunuyoruz. Sonunda uzayda ve bir uzay gemisinde geçen bir macera izlemek nasip oldu. Evet, bu bölüm dünya dışında geçen ilk bölüm değil. Ama The Ghost Monument, gezegenlerarası bir turnuvadan bahsedilmesiyle pek de uzayda geçen bir bölüm gibi gelmiyor bana.

Seffilun 27’de acaba ne arıyorlardı?

Bölümün başında Doktor ve ekibini bir şey ararken görüyoruz. Ne arıyorlar? Bilmiyoruz. Canlı izlerken aradıkları şeyin adının Seffilun 27 olduğunu düşünüp hımm demek onu arıyorlar demiştim. Ama meğer, Seffilun 27 aradıkları şeyin değil, hurda gezegeninin adıymış. Ne aradıkları, aradıkları şeyin ne işe yaradığı, bu şeye neden ihtiyaç duyulduğu açıklanmadı ve hayal kırıklığına uğradım. Ne oldu da hurda gezegene inmek zorunda kaldılar? TARDIS mi bozuldu mesela, nedir? Bu konuda açıklama yapılmayışı beni rahatsız etti. 

Ekip, saatlerdir aradıkları şey yerine bir sonik mayın buluyor. Her şeyi soniğini dramatik bir şekilde kullanarak çözebilen Doktor ise -nasıl olduysa artık- sonik mayını etkisiz hale getiremiyor. Açıklaması yapılsa da, sezonun başından beri Sonik her şeyi çözer düşüncesini bize empoze eden Chibnall beni bu açıklamayla tatmin edemedi maalesef. Her neyse, yaralanan ekibi o sırada Seffilun 27’den geçen Tsuranga hastanesi alıyor ve tedavi ediyor. 

Doktor, yaşayan efsanelerden biriyle tanışıyor…

Tsuranga’nın bir gemi olduğunu henüz idrak edemeyen Doktor, çaresizce çıkışı arıyorken hastanede tedavi gören iki hastadan ilkiyle karşılaşıyor: General Eve Cicero. 67. yy’ın en yetenekli pilotlarından biri olan Cicero’yu gören Doktor, birden canlanıyor. Çocukça bir meraka ve heyecana kapılıyor. 12’nin kibirli, kendini herkesten üstün gören karakterinden sonra 13’ün bu halleri biraz hafif kalsa da, bunun sezon boyunca süreceğini bilmek bana alışmaktan başka bir çare bırakmıyor. 

Önderler Kitabı diye bir kitap olduğunu öğreniyoruz. Bu kitapta herkesçe yaşayan efsane diye tabir edilen, yetenekli ve başarılı kişiler yer alıyor. Doktor, bu kitapta görüp hayranı olduğu Eve Cicero’yu yere göğe sığdıramazken, Eve de aynı kitapta Doktor’a rastladığını söylüyor. Ve nedense, Eve Cicero’nun daha önemli biri olduğu algısı yaratılıyor. 

Gifftalı gebe adam, Yoss.

Tsuranga’nın bir gemi olduğunu hala idrak edemeyen Doktor, çıkışı aramaya devam ederken hastanedeki diğer hasta Yoss’a rastlıyor. Yoss, bölümü benim için izlenebilir kılan nedenlerden biri. Aylar önceki fragman incelememde dikkatimi çeken, bu gebe adam olmuştu. Umarım kendisi sadece bir figüran olmakla kalmaz demiştim, en azından birkaç replik verilir diye ummuştum. Yoss’un bulunacağı bölümde kalabalık bir topluluk göreceğimi sandığımdan, kendisine yer verilmemesinden korkmuştum. Ama beklediğim kadar kalabalık bir oyuncu kadrosuyla karşılaşmadım. Dolayısıyla Yoss’ta da umduğumdan fazlasını buldum. Ama hastanede sadece iki hastanın bulunması biraz saçma geldi maalesef. 

Hayranların bir kısmı Yoss’u ve durumunu saçmalık olarak adlandırmış, ama bence şimdiye dek dizide değinilmesi gereken bir şeydi. Cidden, şu dizide evrenin sonuna bile gitmişken, gebe bir adam görmeyişimiz bir eksiklikti bence.

Tsuranga bir gemiymiş…

Doktor sonunda Tsuranga’nın bir gemi olduğunu anlıyor ve TARDIS’inden 4 gün uçuş uzaklığında olduğunu öğrenince biraz çıldırıyor. Her yeri sonikliyor, ana merkezi bile soniklemeye kalkmışken, Astos onu azarlıyor. Doktor da Ben bilmem Astos beyim bilir diyerek sakinleşiyor… Sadece beni mi rahatsız etti bu sahne? Doktor’un kendini kaybetmesi bir yana, bir başkası tarafından susturulması garip geldi. Gerçi, Doktor’un daha önceleri de susturulduğu oldu, özellikle de yol arkadaşları tarafından. Ama belki Doktor ve yol arkadaşları arasındaki bu durumu samimiyetle açıklayabiliriz. Tanışalı 2 dk bile olmayan birinin 13’ü susturmasına ise bir açıklama bulamıyorum.

Doktor’un aksine 3 yol arkadaşı aşırı sakin tavırlarıyla beni irrite etmeyi başarıyor. Doktor zaten çözer diye düşündüklerinden olsa gerek, her şey yolundaymış gibi davranıyorlar. Ya da yaşadıkları paniği bana hissettiremiyorlar diyeyim. Peki her şey cidden yolunda mı? Hayır. Tsuranga, Resus One’a doğru yol alırken, gemiye şirin mi şirin bir uzaylı dadanıyor…

Steteskop mu o?

Doktor, gemiye giren şeyi araştırmak için elini cebine sokuyor. Bu kısacık an bana olduğundan uzun geldi, çünkü sonik çıkarmamasını istiyordum. İmkansız gibi geliyordu bu isteğim ama, sanırım dualarım kabul oldu ki Doktor’un cebinden bir steteskop çıktı! Şu birkaç bölümdür en sevindiğim an, şu steteskopu gördüğüm andır herhalde. Keşke böyle ufak tefek şeylere heyecanlanıp kendimi teslim edecek hale gelmeseydim. 

Steteskop, biz Whovianlara hiç de yabancı değil. Daha önceleri kendisini çoğunlukla 10. Doktor’un ellerinde gördük. Ama sadece modern seride değil, klasik seride de yer almış. 2. Doktor Fury from the Deep, 4. Doktor ise The Creature from the Pit bölümünde kullanmış. Daha ayrıntılı bilgi almak için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Pting! Ya da Stitch! Neyse, biz Pting diyelim.

Gemiyi hızla yiyip bitirmeye koyulan Pting, sonunda bize yüzünü gösteriyor. Adipose’lardan sonra gördüğümüz en tatlı yaratık diyebilir miyim? Dedim bile. Şu tipe bakın! Varsın, Sticth’e benzesin, ne olmuş? Kendisiyle ilgili en saçma şey buymuş gibi, herkes ağzına Stitch’i dolamış… Pting, Doktor’un meydan okumasına aldırış etmiyor, üstüne üstlük sonik tornavidasını yiyor! Chibnall beni burada da mutlu etmeyi başardı. Çünkü 13’ün sonik kullanmadığı dakikalar benim için cennetle eşdeğerdi. 

Pting kimdir neyin nesidir derseniz, onu da arada öğreniyoruz: doğal olmayan her türlü materyali yiyebilen ve bu sebeple yakalanamayan, derisi çoğu yaşam formu için zehirli, vahşi bir yaratık. Ama çok şirin.

“Erkek olduğunu nereden biliyorsun?” 
“Çünkü erkekler erkek bebek doğuruyor, sizde öyle değil mi?”

Yoss’un memleketi Giffta’da erkekler erkek, kadınlar da kız bebek doğuruyor. Ve erkeklerin gebeliği 1 hafta sürüyor. Buraya kadar her şey güzel. 67. yy’da her şey bu kadar kolaylaşmışken doğumda neden o kadar zorlanıldı pek anlayamadım ama. Yoss yanlışlıkla gebe kalmış ve bebeği başkasına vermeyi düşünüyor. Böylelikle Ryan’ın ailesiyle olan ilişkisine göz atmış oluyoruz. Yoss’un buna hizmet etmesi beni sinir etti, çünkü Ryan ve ailesi beni pek ilgilendirmiyor. Sezon sonunda bir yere bağlanacağını da sanmıyorum. Ama yine de Yoss gayet komikli bir karakterdi ve diğer yan karakterler gibi Ryan&Yaz ikilisinden daha iyi bir oyunculuk sergiledi. Bu arada Yoss bebeğini başkasının büyütmesini istediğini söylerken, evrenin karanlık bir dönemden geçtiğine dair bir cümle de kullandı. Belki sezon sonunda bağlanacak olan konu evrendeki bu karmaşadır. 

Doktor’un Ben umudun Doktor’uyum temalı konuşması hoş olsa da, aynı şeyi antimadde temalı konuşması için söyleyemeyeceğim. Geminin içinde gemiyi hızla yiyip bitiren bir uzaylı varken durup da antimaddenin faydalarından bahsetmeye gerek var mıydı? Antimaddenin Doktor’u o kadar da hayran bırakan bir şey olmaması gerekirdi diye düşünüyorum. 

Tsuranga’da bir terslik yaşandığını düşünen Resus One, Her şey yolunda mı? diye soruyor. Eğer bu soru 3 defa geçiştirilirse, gemi patlatılacak. Öte yandan, gemiyi yiyen bir Pting söz konusu. Doktor sistemin güzergahından daha tehlikeli ama daha kısa bir güzergahı kullanabileceklerini fark ediyor. Bunun için gemiyi uçurabilecek bir pilota ihtiyaç var. Aa ne tesadüf? Eve bir pilot! Ama ne yazık ki bu gemi, onun uçurabileceği türden bir gemi değil. Bir mühendise ihtiyaç var. Aa ne tesadüf? Eve’in kardeşi Durkas bir mühendis! Tesadüflerden gına geldi. 

Musmutlu ve şipşirin Pting… Elveda.

Doktor’un aklına hem Pting’ten dem de bombadan kurtulmalarını sağlayacak bir plan geliyor: bombayı Pting’e yedirmek… Pting, kocaman bir enerji kaynağı olan bombayı yutuyor ve gidip başka gemileri yiyebilsin diye uzayın derinliklerine atılıyor. Ama belki, bomba onu uzun süre tok tutacaktır, kim bilir? Pting’i böylelikle başlarından def etmiş oluyorlar. 

Bu arada pilot ve mühendis sağ olsun, gemi kusursuz şekilde uçuruluyor. Ama maalesef bir süre sonra, Eve kalbine yenik düşüyor. Eve’in dediğine göre böyle bir gemiyi uçurabilmek için yıllarca eğitim almak gerekiyor. Dolayısıyla, Eve ölünce elde gemiyi uçuracak bir pilot kalmıyor. Ama Durkas bir Cicero olmanın verdiği özgüvenle gemiyi uçurma görevini devralıyor ve uçuruyor da. Madem Durkas uçurabilecek nitelikteydi, neden başta kalp hastası Eve’in uçurmasına izin verildi? Muamma… 

Aklıma gelmişken şunu da ekleyeyim. Eve Cicero, Doktor’u Önderler Kitabı‘nda okuduğunu söylüyor, sonraki sahnelerden birinde Doktor’un zaman yolculuğu yaptığını duyunca neden şaşırıyor? Doktor’u Doktor yapan özelliklerden biri uzay ve zamanda gezebilen bir gemiye sahip olması değil mi? Acaba Eve, Doktor’un hayatını sıkıcı buldu da TARDIS’ten bahsedilen sayfaları okumamayı mı seçti? Yoksa Doktor’u kadın diye tanımadı mı? Hmmm.

“Umut her zaman galip gelir.”

Gemidekilerin ve umudun galip geldiği bu bölümü, -her ne kadar eleştirsem de- izlediğimiz diğer 4 bölümden iyi buldum. Yaz ve Ryan diğer bölümlere kıyasla daha iyiydi, yan karakterler sevimliydi. Pting, bir çizgi karakterden aşırma gibi dursa da çok şirindi. Son sahnede 13’ün TARDIS’ine kavuştuğunu da görebilseydik keşke. Ama bu haliyle de gayet keyifli bir bölümdü. 

Gelecek 4 bölüm, Chibnall imzasını taşımıyor. Bakalım izlediğimiz bölümlerden iyi olacaklar mı? Haftaya Yasmin’in kökenine yolculuk yapıp 1947 Hindistan’ına gideceğiz ve Yasmin’in ninesi ile tanışacağız. Umarım incelememi keyifle okumuşsunuzdur. Haftaya Çarşamba görüşmek üzere!

Like this Article? Share it!

About The Author

22 yaşındayım. Diziyle 2010'da tanıştım. 2014'te düzenli olarak izlemeye başladım ve o zamandan beri hayranıyım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir